Taşpınar Kasabası

21/8/2007 - TARİH ÇİZGİSİNDE TAŞPINAR HALICILIĞI'NIN KÖKENİ

            TARİH ÇİZGİSİNDE TAŞPINAR HALICILIĞI'NIN KÖKENİ

 

           

Taşpınar Kasabası'nın bulunduğu yörenin; ilk­ çağdan başlayarak bir yerleşim birimi olduğu Sar­des-Ninova tarihi ticaret yolunun kalıntılarından anlaşılmaktadır. Taşpınar'ı oluşturan tepeler ta­mamen insan eliyle oyulmuş mağaralarla dolu­dur. Halk, Taşpınar adının "Taş Mağara"dan boz­ma olduğunu söylüyorsa da, tarihi devirlerin hiç­birinde adını gösteren bir belgeye rastlanmamış­tır. Taşpınar adının Yavuz Sultan Selim Devri'ndeki iskan sırasında oluştuğu düşünülmektedir.

Roma-Bizans-Selçuk  paralarının bulunması bölgenin bu dönemlerde canlı bir yerleşim ve ti­caret merkezi olduğuna işaret etmektedir.

Taşpınar ile ilgili daha sonraki somut bulgular Osmanlı yükseliş döneminin başlangıcına denk düşmektedir. Yavuz Sultan Selim 1514 İran sefe­rinden dönerken Azerbaycan' dan Anadolu'ya göç eden bir Türk aşiretini bugünkü Taşpınar yö­resine yerleştirmiştir. Azerbaycanlılar birkaç asır yaşadıktan sonra Taşpınar'ı rüzgar erozyonu, ku­raklık ve kıtlık nedeniyle terk edip Karapınar'ın Hotamış Bucağı'na sığınarak burada Taşpınar Mahallesi'ni kurmuşlardır. Bu göç nedeniyle ıssız kalan yöreye Hasandağı’nın eteğinde Tokarız (Bugünkü Dikmen) Köyü'nde yaşayan günümüz Taşpınarlılar gelip yerleşmişlerdir. Bu yerleşme­nin 19.y.y ortalarında olduğu bilinmektedir. Taş­pınar Halıcılığı da bulunan örneklerin ışığında bu yüzyıldan itibaren başlatılmakla birlikte halının Anadolu'daki varlığı çok daha eskidir. Halı, Türklerin dünyaya bir armağanıdır. Bilinen en eski halı Türk düğümü olarak da bilinen "Gördes Düğümü" ile dokunmuş ve 1947-49 yılları arasında Altay Dağları'nda Pazırık Bölgesi'nde, arkeolog Ru­denko tarafından V. Pazırık kurganında yapılan ka­zılarda ortaya çıkarılmıştır. M.Ö. V-III. Yüzyıllara tarihlendirilen bu halı, bugün Rusya'daki Hermita­ge Müzesi'nde sergilenmektedir.

Halı, Anadolu'ya Selçuklu Türkleri ile gelmiştir. XIII. Yüzyılda tarihi kaynaklar, saydıkları önemli halıcılık merkezleri arasında Konya ve Aksaray'ı kaydetmektedirler. 1274 yılında ölmüş olan ibn-i Said'e atfen Ebül-Fida'nın verdiği bilgiler de “..Her memlekete ihraç edilen Türkoman Halıları orada yapılırdı.” diyerek imal merkezi olarak özellikle Ak­saray'ı belirtmektedir.(2)

İbn-i Batuta H. 732, M. 1331 yıllarında Aksa­ray'a uğramış ve kenti, gelişmiş, verimli ve canlı bir kent olarak anlattıktan sonra “... beldeye nispetle koyun  yününden imal olunan Kaliçeler bir yerde naziri yoktur. Bunlar Şam, Mısır, Hint, Çin ve Türk Beldeleri'ne gönderilir.” diyerek Aksaray'da gördü­ğü halıları överek anlatmıştır.(3)

 Kılıçarslan Devri'nden itibaren Türkleşerek gelişen ticaret ve kervan yollarının kesiştiği ve han­ların odaklaştığı noktada yer alan Aksaray, Kon­ya'dan sonra Selçuklu Devletinin en önemli kentle­rinden biri olmuştur.

 

Aksaray'ın bu parlak döneminde ibn-i Said ve ibn-i Batuta'nın 13. ve 14. Yüzyıllarda gördüğü ve kaynaklarda sözü edilen “Aksaray halıları” içinde Taşpınar halılarının payının ne olduğunu bugün için somut verilere dayanarak ortaya koyabilme olanağına sahip değiliz. Ancak Aksaray'ın pazarla­ma merkezi olarak yörede dokunan tüm halılara adını vermiş olabileceği düşünülmektedir.

Tarih içinde Taşpınar'ın yerini ararken Kanuni Devrine ilişkin tarihsiz “il Yazıcı Defteri”nin 571. Sayfasından 642. Sayfasına kadar olan kısmında Aksaray anlatılırken, Taşpınar adının bir köy yerle­şimi birimi olarak geçtiği görülür.

Halı olarak Taşpınar adının geçtiği ilk yazılı kay­nak 1869-70 tarihli II. Konya Salnamesi'dir. Sal­name'de Aksaray hakkında geniş bilgiler verilirken kilim ve seccadelerden söz edilerek Taşpınar'da dokunan halıların da iyi halıların başında geldiği kaydedilir.

 

                                        

             

 

 

Günümüz Taşpınar Halılarının değerlendirmesi­ni yapabilmek için bugünkü örneklerden giderek geçmişle bağlarını kurmak istediğimizde Eskil Ulu Camisi'nde bulunan 19.yy sonu olarak tarihlendi­rilmiş bir namazlığı en eski ve tek örnek olarak gösterebilmekte idik. Ancak 1986'da yapılan araştırmalarda bu halı bulunamamıştır. 1983 yılın­da camiden çalındığı söylenen 3 halıdan biri olma olasılığı vardır.

Anadolu’da halıcılık köklü geçmişin ilmek ilmek dokunduğu, atılan her düğümde günümüze geleneklerin taşındığı özgün bir el sanatıdır. Çözgü denilen birbirine koşut dikey gergin ipliklerle doldurulmuş tezgah denilen araçlarda düğüm bağlamak ve bunları sıkıştırmak için aralarından atkı adı verilen ipliğin geçirilmesi ile yapılan yüzü havlı ve çeşitli motiflerle bezeli dokuma demek olan halının Türk tarihi içinde yerini alması pek erken (M.Ö. V-III.yy) dönemlerine dayanır. Orta Asya’da başlamış bu Türk-halı dostluğunun bugün Anadolu’da hala devam ettirildiği pek çok noktadan biri de Aksaray yöresindeki Taşpınar kasabasıdır.

 

Taşpınar halılarının günümüze değin titizlikle koruduğu özelliklerden bir tanesi atkı, çözgü ve düğüm iplerinin tamamen yün olmasıdır. "Yoz" denilen Karaman cinsi kısır koyundan elde edilen yünün özel bir yeri vardır. Bu halılarda atkı ipliğinin geçirilişi dokuma kalitesini etkilenmesi bakımından ayrıca önem taşır. Alt atkı ipleri düzgün ve gergin olarak, üst atkı ise ön çözgü arkaya arka çözgü öne geçmek suretiyle çaprazlık oluşturarak ve dökümlü bir biçimde yerleştirilir. Böylece dokuma kalitesi yükseltilmiş olur. Kaliteyi belirleyen diğer bir öğe de düğüm sayılarıdır. Eski Taşpınarlarda 10x10 cm2lik alanda 40x45 düğüm vardır. Günümüzde iyi cins sayılan elde eğrilmiş iple dokunan bir halıda 10x10 cm2 de 30x35, satılmak için dokunan normal bir halı üzerindeki 10x10 cm2'lik alanda ise ancak 30x30 düğüm görülebilmektedir.

 

Bugün Taşpınar halılarında kalite belirlenmesi tezgaha gerilen ip sayısına göre hesaplanmaktadır. 6 m2 lik alanda ise ancak 30x30 düğüm görülebilmektedir.

 

Bugün Taşpınar halılarında kalite belirlenmesi tezgaha gerilen ip sayısına göre hesaplanmaktadır. 6 m2lik bir halıda 13 veya 15 çile ip (15x40=600) 8-9 m2'lik bir halıda 18-20 çile ip (20x40=800) gerilir. Türk Standartları Enstitüsü'nün raporlarında Taşpınar Halıları ince sınıf halılar olarak nitelendirilmiştir. İplerin renklendirilmesinde doğal boyanın yeri giderek azalmaktadır. Taşpınar halılarına karakteristiğini veren renklerin elde edilmesinde kök boya ve cehri gibi boyacılık tarihinde çok önemli yeri olan bitkiler eski halılar üzerinde kullanılmıştır. Taşpınarı’da ana renklerin koyu kırmızı ve koyu mavi olması bir geleneğe bağlılığı gösterdiği kadar, halıda bir çerçeve oluşturan bordürlerle ana motif olan madalyon düzeni arasında gözü dinlendiren boşlukların ağırbaşlı, dekoratif bir etki yapmasını da sağlar. Ara renkler ise yerel değişle kırbız(al), yavşan şeyili (kına rengi), tetir(tarçın rengi), pisi tüyü (gri mavi), erikipi rengi (krem beyaz) ve siyahtır.

 

Taşpınar halıları taban, kelle, çift somya, minder, namazlağı, yastık, heybe ve eğerlik örtüsü adı verilen çeşitlerde dokunmuştur. Son yıllarda en çok yastık ve yan halısı denilen

“çifthalı” dokunmaktadır. Taşpınar dokuyucuları örneklik denilen 4/1 oranında dokunmuş desenleri kapsayan modellik halılardan yararlanırlar.

 

                       

 

   Taşpınar halılarının tüm çeşitleri geometrik düzende yerleştirilmiş bitkisel kökenli motiflerle bezelidir. Eski Taşpınar motiflerinde baroklaşmış natüralist bir üslup varken günümüz, de desenler giderek primitif bir görünüm almaktadır. Figüre, kuvvetle üsluplaştırılmış olmasına karşın, pek az yer verilmiştir. Örneğin boynuzlu ayak, boynuzlu sandık komposizyonlarını oluşturan ana motif, geyik boynuzlarının derin tırtıllı yapraklara dönüştürülmüş şeklidir. Zeminin ana motifi olan madalyonların salbeklere benzeyen bölümlerinin kanatlarını açmış kartal figürü olduğunda tüm dokuyucular birleşmektedir. Taşpınar halılarında yüzey, bordür zemin ve köşelerden oluşan bir şemaya göre doldurulur. Halının çeşidi değişse de desenlerin yerleştiriliş düzenleri değiştirilemez.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/8/2007 - TAŞPINAR KASABASI - BELEDİYESİ

TAŞPINAR KASABASI - BELEDİYESİ

 

 

 

TARİHİ : Tarihi kaynaklarda Taşpınar’ın ilk kez Yavuz Sultan Selim zamanında Azerbaycan’dan gelen bir Türk kavmi tarafından tahmini 1515 yılında kurulduğu, ancak iklimin elverişsizliği nedeni ile köyü terk ettikleri ve Karapınara bağlı Hotamış’a yerleştikleri, boşalan Taşpınar’a ise daha sonraları Hasan dağı eteğindeki Tokarız köyünden gelenlerin yerleştikleri bilinmektedir.         

 

COĞRAFİ KONUMU : Kasaba 1113 rakımlı Aksaray ilinin güney kısmında 27 nci km de önceleri içinden geçen sonraları kenarına alınan E90 Devlet Karayolu güzergahında, iki tepenin arasına yayılmış, şimdilerde ise kasaba önünde bulunan düzlüğe doğru genişleyerek yerleşim alanını oluşturmuştur. Taşpınar 1957 yılında belediye statüsüne kavuşmuş olup 2000 yılı nüfus sayımına göre nüfusu 3589 dur. Ankara- Adana yolunun tam ortasında olması nedeni ile ulaşım sorunu yoktur.

            

 

EKONOMİSİ : Kasabanın geçim kaynakları tarihi Taşpınar halısı, Tarım ve hayvancılıktır.Ayrıca Aksaray’ımızın sanayi bakımından can damarı olan Organize Sanayi Bölgesi kasabamız sınırları içerisinde olduğundan, son yıllarda insanlarımız buradaki fabrikalarda çalışarak geçimlerini temin etmektedirler.

          

 

KÜLTÜR VE SANAT : Taşpınar kültürü denince akla ilk gelen tarihi Taşpınar halılarıdır. Taşpınar halısının tarihi bazı kaynaklarda XIV.yy. da İbn-i Batuta’nın bildirdiğine göre o tarihlerde dokunduğu, Mısır, Hindistan ve Çin’e dahi ihraç edildiği  bildirilmiştir. Kendine has tamamen doğadan elde edilen malzemelerle boyanan iplerle, el tezgahlarında dokunan Taşpınar halılarının ünü tüm Türkiye ve Dünyada tanınmakta ve ihraç edilmektedir.

          

 

  Taşpınar Halılarının çok çeşitleri olup bunlar Taban Halısı, Kelle Halısı, Çift halı,Somya Halısı, Seccade Halısı, Namazlık Halısı, Yastık ve Minderdir. Ayrıca Taşpınar Halısı çok zengin bir desen çeşidine sahip olup,bu desenler halı içerisine bir kompozisyon şeklinde yerleştirilmiştir

           

EĞİTİM : Kasaba’mızda şu anda bir adet Lise ile bir adet İlköğretim okulu eğitim hizmeti vermektedir. Ayrıca 1966 yılında kurulan zengin bir Kitap çeşidi ve sayısına sahip olan Taşpınar Halk Kütüphanesi de öğrenci ve vatandaşlarımıza faydalı hizmetler vermektedir.

      

 

SAĞLIK : Kasaba’mızda 1974 yılında kurulmuş olan Sağlık Ocağı o tarihten beri düzenli olarak sağlık hizmeti vermektedir. Son yıllarda bu Sağlık Ocağımız 112 ACİL istasyonuna dönüştürüldüğünden sağlık personeli sayısı da arttığından sağlık hizmeti daha iyi ve düzenli hale gelmiştir.

 

Aksaray Valiliği Resmi Web Sitesinde yayınlanacak olan bu bilgiler

Belediye Başkanı Musa ÖRÜN tarafından derlenmiştir.         

              

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/8/2007 - HALlCILlK

HALlCILlK



Çatal Hö­yük'te ortaya çıka­rılan duvar resimle­rinde; av, ölü tö­renleri yanında ge­ometrik dokuma kumaş motiflerine rastlanmıştır.

Doğal ihtiyaç­lardan doğan doku­macılık, çok eski çağlardan beri Ak­saray'da sürdürü­len bir uğraştır. Ak­saray Acemhöyük (Sarıkaya Sarayı’nda) de yapılan kazılarda taban üzerinde küçük parçalar halinde ele geçen beyaz renkli keten bezin bir yüzüne altın iplikle koyu ve açık mavi fayans boncuklar işlenmiştir. Bez yangının etkisiyle bir curuf görünümünü almasına karşın M.Ö 1800’lü yıllarda Aksaray’daki dokumacılığı göstermesi açısından son derece önemli bir buluntudur.





Geleneksel Türk el sanatları içerisinde halı dokumacılığının ayrı bir yeri vardır. Orta Asya’da başlamış Türk-halı dostluğunun bugün Anadolu’da halen devam ettirildiği pek çok noktadan birisi de Aksaray yöresidir. Aksaray, Selçuklu devrinden beri ünlü bir halı merkezidir. Bu gelenek Osmanlılar devrinde de sürmüştür.



Geleneksel Aksaray halı tarihi gelişimine ışık tu­tan müzemizde dört halı vardır. Bunlardan birisi 17. yüzyılda dokunmuştur. İkincisi 18. yüzyıldan kal­madır. Üçüncüsü Aksaray yöresinin "Yatak Halıla­rı”nı andıran modeldir ve yine 18. yüzyılda doku­muştur. Aksaray geleneklerini taşıyan dördüncü halı ise 19. yüzyıl eseri olarak tarihlendirilmiştir.



Günümüz halıları adını verdiğimiz 1950 yılların­dan beri devam eden Aksaray yöresi halıları ilimize bağlı "Ova Köyleri" (Armutlu, Yenikent, Eskil, Eşme­kaya, Kutlu Köyü, Sultanhanı, Yeşilova) "Bayıraltı Köyleri" (Altınkaya, Ulukışla, Yeşiltepe) "Hasandağı Köyleri" Elmacık, Koçpınar, incesu, Karataş, Gözlü­kuyu, Taşpınar Kasabalarında dokunmaktadır. Do­kunan bu halıların hammadesi yündür. Taşpı­nar halılarının atkı, çözgü ve düğüm iplerinin yün olması geleneği günümüze kadar titizlikle korun­muştur. Yün ipler doğal kök boyalarla, yenilerde de kısmen sentetik boyalarla boyanmaktadır.



Aksaray yöresi halılarında günümüze kadar ge­len en eski nakış "Üç Göbekli Halı" bezemesidir. Günümüz Taşpınar halısı desenleri özgün bir karak­tere sahiptir. Desenlerin büyük bir bölümünün nasıl ortaya çıktığı bilinmemektedir. Aksaray halıları "Taş­pınar Halısı" ismiyle tanınmaktadır. Halılarımızda kaliteyi belirleyen bir öğe de düğüm sayılarıdır. Eski Taşpınar’larda 1OX1O cm2'lik alanda 40X45 düğüm vardır. Günümüzde elle eğrilmiş iple dokunan bir halıda 1OX1O cm2’de 30X35 düğüm görülmektedir.



Halılarımızda ana renkler koyu kırmızı ve koyu mavi (Iacivert)'dir. Bu renkler dışında yerel deyişle kırbız (al), yavşan yeşili (kına rengi), tetir (tarçın rengi), pisi tüyü (gri mavi), erikipi (krem) ve siyah da ana renk olarak kullanılır.



Taşpınar halıları taban, kelle, çift somya, minder, namazlık, yastık, heybe ve eğerlik örtüsü adı verilen çeşitlerde dokunmuştur.



Yörede bordürlere "ayak", dikdörtgen çerçeveye "sandık", sütunceye "sallama", köşe bağlantılarına "tug", üçgen köşelerdeki dar sulara "sızı" kompozis­yonun merkezine yerleştirilen madalyona "göbek" adı verilir.



. Bir yüzey süslemesi olan halıda Taşpınar desen­leri, motif/eri ve renkleri derinlik hissi uyandırarak sonsuzluk çağrısı yapar. Bu özelliğiyle engin Türk halı sanatından kopmadığını gösterir.



Geleneksel el sanatlarından bahsederken Aksa­ray'ımızda da bir zamanlar meşhur olup da şimdi­lerde kaybolmaya yüz tutmuş kimi sanatlardan bah­setmek yerinde olur.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/8/2007 - TAŞPINAR KASABASI

TAŞPINAR KASABASI

 

              Taşpınar, Cihanbeyli’nin güney doğusunda Cihanbeyli’ye 40km. uzaklıkta çok geniş bir alana yayılmış, çok sayıda mahallesi olan bir kasabamızdır. Tipik bir ova görüntüsü veren arazi geniş ve düz bir yapıya sahiptir. Köyün yerleşimine neden olan kamış ve sazlıktan bugün eser yoktur.

              Kasabanın tarihi ve yerleşimi çok eskilere dayanır. Taşpınara ilk gelenler 1310 yılında (1894) Erzurum Horasan’dan Aksaray – Eşmekaya’ya, Oğuzeli’ne oradan da bugünkü Taşpınar’a gelerek pınarın hemen çevresine yerleşen Taşpınar beyleridir. Bunlar Hacı Efendi Taşpınar ve kardeşleri Kadir ve Memiş beylerdir. Buraya yerleşmelerinin temel nedeni yaz, kış doğal olarak akan içilebilen tek akarsu olan pınarın bulunuşudur. Ayrıca çevre bomboştur. Çevre yemyeşil olup hayvancılığa son derece elverişlidir. Beylerin Taşpınar’a yerleşmesinden sonra çevredeki çeşitli yerleşim yerlerinden gelerek beylerin çobanlığını yapanlar, tarımda çiftçiliğini yapanlar ayrıca çeşitli sebeplerle gelenlerin beylere sığınmaları sonucunda nüfus artmıştır. Daha sonraları ise çevre yerleşim yerlerinden Gölyazı (Halikanlı), Oğuzeli (Akveren) halkın büyük kısmı gelerek yöreye yerleşmişlerdir. Taşpınarın diğer mahalleleri Kavaklı, Esentepe, Aydınlık, Yeniyayla sonradan kurulan yerleşim yerleridir.

             Kasabaya seferberlik sırasında Van ili Özalp İlçesi Kurcan köyünden birkaç aile gelmişlerdir. Bu kişiler birinci dünya savaşı sırasında Rus işgalinin ardından Ermeni katliamından kaçmışlardır. Önceleri Cihanbeyli’ye yerleşen bu aileler Taşpınar’da 1953 yılında toprak dağıtılırken toprak sahibi olmuşlar ve 1953 ten beri Taşpınar’da yaşamaktadırlar.

             Kasaba halkı aşiret ve Türkmenlerden oluşmaktadır. Bu yöreye daha sonraları çeşitli yörelerden kabileler gelmiş ve yerleşmişlerdir. Gübeller aşireti önce Adıyaman’dan Halikanlı’ya (Gölyazı), oradan da yaklaşık 120 yıl kadar önce Taşpınar’a gelmişlerdir.

                Ayrıca Türkmenler sülalesinin Kırşehir Çiçekdağından, Ageller sülalesinin ise Maraş’dan geldikleri söylenmektedir. Bu sülalelerin tüm ihtiyaçları Hacı Efendi Ağa tarafından karşılanıyor imiş. Hacı Efendinin köye cami, mezarlık ve çeşme gibi bazı eserlerde yaptırdığı söylenmektedir. Taşpınara ilk gelenlere Atçeken Beyleri de denmektedir. Taşpınarın ilk kuruluşunda yer alan Atçeken Beyleri denilen Gübellerle ilgili Taşpınar halkı tarafından anlatılan bir rivayet şöyledir: Yavuz Sultan Selim Mısır Seferi sırasında Taşpınarlıların büyük dedemiz diye iddia ettikleri İshak Bey’in otağına gider. İshak Bey Yavuz Sultan Selime gereken izzet ve ikramda bulunur. Yavuz Sultan Selim: “İshak Bey, seninle bir at yarışı yapalım” diyor. Yarışa başlıyorlar. İshak Bey’in atı padişahın atını geçmek istiyor. İshak Bey Padişaha karşı ayıp olmasın diye atın dizginlerini çekiyor. Bunu gören Yavuz Sultan Selim: “İshak Bey ne yapıyorsun atı serbest bırak diyor.” Bu düstur üzerine İshak Bey atın gemini serbest bırakıyor ve padişahın atını geçerek yarışı kazanıyor. Otağa tekrar dönüldüğünde İshak Bey seyisine gizlice padişahın eğerini al,benim atın sırtına vur”diyor. İzzet-i ikramdan sonra padişah sefere devam edecekken kendi eğerinin İshak Bey’in atının üzerinde olduğunu görüyor.”Bu nice haldir İshak Bey ?” diye soruyor. Bunun üzerine İshak Bey: “Bir at değil mi padişahım, kabul buyurursanız benim size hediyem olsun “der. Yavuz Sultan Selim de” Bundan sonra sizin adınız  Atçeken Beyleri olsun”der. Atçeken Beyleri Cumhuriyetin kuruluşuna kadar bulundukları bölgedeki vergileri devlet adına tahsil etmişlerdir.

                Yerleşmenin önemli nedenlerinden birisi de, yörenin deve taşımacılığına uygun olmasındandır. O zamanın tırları görevini yapan deveyle tuz taşımacılığı çevredeki bütün köy ve kasabalarda olduğu gibi Taşpınarda da son derece yaygın ve en önemli geçim kaynaklarından birisi olmuştur.

                1989 Yılında belediyelik olan Taşpınarın 2000 yılında yapılan nüfus sayımındaki toplam nüfusu 3833’tür. Şu anda belediye başkanlığı görevini Hulusi ÖZTÜRK yürütmektedir.

Sosyal, kültürel ve ekonomik yapı:

                 Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Koyun ve sığır en çok beslenen hayvanlardır. Tarım alanında ise buğday, arpa ve şeker pancarı en çok ekilen bitkilerdir. Kasabada çevre köy ve kasabaların pancarlarının da alındığı pancar kantarı bulunmaktadır.

                 Taşımalı eğitim merkezi olan kasabada toplam 600 öğrencinin eğitim gördüğü modern bir ilköğretim okulu mevcut olup halkın eğitim seviyesi yüksektir.              Kasabada sağlık ocağı,PTT binası,öğretmen lojmanları mevcuttur.

                  Kasabanın örf ve adetleri Cihanbeyli geneliyle uyum göstermektedir

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

taspınar kasabası aksaray taspınar halısı aksaray 68

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

    Arkadaşlarım